Psikologluk veya Psikologculuk


Psikoloji / Perşembe, Aralık 27th, 2018

Bir zamanlar PÖMYAP (Psikoloji Öğrencileri Meslek Yasası Platformu) isimli oluşumun Hacettepe Üniversitesi temsilcisi iken, kendilerinin psikoloji lisans mezununa klinik psikolog unvanı ve terapi ruhsatı verilmesi çağrısına antitez olarak psikoloji lisans mezununa psikolog unvanı verilmesin yanıtıyla gelmiştim.

Hala bu sorgulamayı yoğun bir şekilde yapıyorum. Dayandığım birkaç kişisel varsayım var:

1. Bir terapist olmak için, hangi kuramsal yaklaşım olursa olsun, iyi bir terapi ve süpervizyon aşamasından geçmek gerekliliği -ki bu durum bir ömür sürer diye düşünüyorum. Bana göre psikolojik iyilik de bulaşıcıdır, psikolojik kötülük de. Dolayısıyla kendi örselenmeleriyle baş edememiş herhangi bir uzman(ımsı), danışanına da çeşitli aktarımlarla zarar verebilir.

2. Psikoloji lisans eğitim müfredatının bir ‘deneysel yöntembilimci’ yetiştirmeye daha yakın olması. Buna dair iddiamı, Hacettepe Üniversitesi’ne ait lisans transkriptimle destekleyebilirim. Salt ‘psikoloji’ alanına ait dersler çok farklı alt alanlara ait olsa da, yöntembilim dersleri neredeyse tamamen deneysel yaklaşım üzerine. Dolayısıyla bir psikoloji lisansiyeri, hakkaniyetle mezun olduysa, hemen her alandan ortalama-altı bir psikoloji bilgisine ve oldukça iyi bir deneysel yöntembilim bilgisine sahip olacaktır.

3. Bir tanıtım mahiyetinde olan lisans programının, doğrudan meslek unvanı verebilecek yeterliliğe sahip olmadığını düşünmem. Bu düşüncem yaygın kanının aksine her türlü lisans programı için geçerli. Buna dair tavsiyem ise psikoloji lisansiyerine ‘stajyer’ unvanı ile çalışmak istediği alanda süpervizyon zorunluluğu, ardından ilgili süreci tamamlayan meslek elemanına ‘psikolog’ olarak çalışma ruhsatının verilmesi. Türkiye’deki ekonomik ve politik koşullarda bu durumun işlevselliği tartışılır, benimki tamamen duygusal bir yaklaşım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir